Küçük Bir Sarılma
Bir akşam üzeriydi. Günün son ışıkları evin içine vururken, küçük kızım yanıma geldi. Henüz 9 yaşında, minicik elleriyle bana sarıldı. Öylesine sıcak, öylesine masumdu ki... Bir an için zaman durdu sanki. Onun sıcacık bedenini hissederken, kalbim bir anda farklı duygularla doldu taştı.
Sarılışı bir anlığına bile bırakmadı. O an, sanki kızımın büyüme yolculuğunun başlangıcıydı ve ben, elimden kayıp giden o küçük elleri tutmaya çalışıyordum. "Zaman çok hızlı geçecek," diye düşündüm. "Bir gün gelecek, bu küçük kız büyüyecek, belki de kendi yolunu bulacak."
İçimde bir hüzün dalgası kabardı. Onu sıkıca sarıp, şu anı durdurmak istedim. O an, ne kadar kıymetliydi; o an, her şeydi. Küçük kızımın bana olan bağı, sevgi dolu sarılışı ve her şeyin geçici olduğunu bilmek... Bir yandan gurur, bir yandan derin bir hüzün.
Onu bırakmak istemedim. Zaman dursun, hep böyle kalsın istedim. Ama içimde biliyordum; kızım büyüyecek, hayat ilerleyecek. Bugün, sarıldığımız bu anı sonsuza dek hafızama kazıdım. Belki zaman geçecek, ama o sarılış hep kalbimde kalacak.
SANDALYE
Akşamın geç bir saatinde eve dönen Leyla, anahtarlarını unutmanın verdiği endişeyle daha önce dışarı attığı sandalyeye oturmuştu. Ardında market poşetlerinden bir içki çıkarıp eşinin eve gelmesini beklemeye başladı.
Tanımadığı bir kadın yavaş adımlarla ona doğru yaklaştı. Leyla, kadının yaklaşmasıyla biraz tedirgin oldu, ancak kadın normalmiş gibi geçip gitti. Yüzüne bile bakmadı
Leyla, tanımadığı bu kadının komşusu olabileceğini düşündü, çünkü yeni taşınmış olmalıydılar. Kadının hiçbir şey sormadan içeri girmesine ve kapıyı kilitlemesine şaşırdı. Leyla, sandalyede otururken içkisini içmeye devam etti, biraz şaşkın ve merak içindeydi.
Kadın içeri girdi, kapıyı kitledi. Leyla çok üzüldü. Beklerdi sormasını iyi misiniz? disarda mi kaldınız bir şeye ihtiyacınız mı var ? diye sormasını. Biraz üzüldü üstelik yorgundu Leyla. Biraz da ağladı.Daha sonra içerden sesler duymaya başladı..kadının niye acelesi olduğunu anlamıştı...ama dile getirmek ayıp olurdu.
Leyla, yıllar boyunca kullanılmış ve kedisinin tırmaladığı delik deşik olan o sandalyenin kendisini çektiğini hissediyordu. Her seferinde onu atmaya çalışsa da, sanki sandalye onu çağırıyormuş gibi tekrar tekrar oturmak zorunda kalıyordu. Belki de sandalye, evin içinde yaşanan tüm anıları ve duyguları içinde saklıyordu.