26 Şubat 2024 Pazartesi

SANDALYE


SANDALYE

Akşamın geç bir saatinde eve dönen Leyla, anahtarlarını unutmanın verdiği endişeyle daha önce dışarı attığı sandalyeye oturmuştu. Ardında market poşetlerinden bir içki çıkarıp eşinin eve gelmesini beklemeye başladı.

Tanımadığı bir kadın yavaş adımlarla ona doğru yaklaştı. Leyla, kadının yaklaşmasıyla biraz tedirgin oldu, ancak kadın normalmiş gibi geçip gitti. Yüzüne bile bakmadı

Leyla, tanımadığı bu kadının komşusu olabileceğini düşündü, çünkü yeni taşınmış olmalıydılar. Kadının hiçbir şey sormadan içeri girmesine ve kapıyı kilitlemesine şaşırdı. Leyla, sandalyede otururken içkisini içmeye devam etti, biraz şaşkın ve merak içindeydi.

Kadın içeri girdi, kapıyı kitledi. Leyla çok üzüldü. Beklerdi sormasını iyi misiniz? disarda mi kaldınız bir şeye ihtiyacınız mı var ? diye sormasını. Biraz üzüldü üstelik yorgundu Leyla. Biraz da ağladı.Daha sonra içerden sesler duymaya başladı..kadının niye acelesi olduğunu anlamıştı...ama dile getirmek ayıp olurdu.

Leyla, yıllar boyunca kullanılmış ve kedisinin tırmaladığı delik deşik olan o sandalyenin kendisini çektiğini hissediyordu. Her seferinde onu atmaya çalışsa da, sanki sandalye onu çağırıyormuş gibi tekrar tekrar oturmak zorunda kalıyordu. Belki de sandalye, evin içinde yaşanan tüm anıları ve duyguları içinde saklıyordu.