22 Nisan 2025 Salı

HER ŞEY NORMAL

 SEN NE İSTİYORSUN DAHA!

Çocukken travmatiktim.
Ama kimse fark etmedi.
Küçük ellerimle büyük yükler taşıdım.
Kırıldım, korktum, ama hep sustum.
Susmak öğretildi çünkü. “Büyüklerin sözüne karışılmaz” dendi,
ama büyüklerin yaptığı her şey üzerime yapıştı.
Annem üzülmesin diye ağlamadım.
Babam sinirlenmesin diye sesimi incelttim.
Evde kavga varsa, ben ders çalıştım.
Kimse bana çocuk olmayı öğretmedi.
Ben kendimi “güçlü” sanarak büyüdüm.
Ama o sadece bir savunmaydı.
Sonra yıllar geçti. Kadın oldum.
Hâlâ güçlüydüm. Hâlâ sessiz.
Ama içimde büyümemiş bir çocuk var;
bir köşeye sinmiş, hâlâ korkuyor.
Her şey yolunda şimdi. Kimse bağırmıyor, kimse gitmiyor.
Ama ben hâlâ diken üstünde oturuyorum.
Çünkü her şey travmatikken ben normalmiş gibi davrandım.
Şimdi her şey normal, ama ben travmatiyim.
Ve en kötüsü kimse bunu görmüyor.
Görmedikleri gibi anlamıyorlar da.
"Ne var canım, geçmişte kaldı" diyorlar.
Ama bilmezler ki, geçmiş bazen içeride takılı kalır.
Ben sadece artık yoruldum.
Savaşı kazandım belki, ama içimdeki çocuk hâlâ barışa alışamadı.

23 Eylül 2024 Pazartesi

Küçük bir an

 Küçük Bir Sarılma


Bir akşam üzeriydi. Günün son ışıkları evin içine vururken, küçük kızım yanıma geldi. Henüz 9 yaşında, minicik elleriyle bana sarıldı. Öylesine sıcak, öylesine masumdu ki... Bir an için zaman durdu sanki. Onun sıcacık bedenini hissederken, kalbim bir anda farklı duygularla doldu taştı.

Sarılışı bir anlığına bile bırakmadı. O an, sanki kızımın büyüme yolculuğunun başlangıcıydı ve ben, elimden kayıp giden o küçük elleri tutmaya çalışıyordum. "Zaman çok hızlı geçecek," diye düşündüm. "Bir gün gelecek, bu küçük kız büyüyecek, belki de kendi yolunu bulacak."

İçimde bir hüzün dalgası kabardı. Onu sıkıca sarıp, şu anı durdurmak istedim. O an, ne kadar kıymetliydi; o an, her şeydi. Küçük kızımın bana olan bağı, sevgi dolu sarılışı ve her şeyin geçici olduğunu bilmek... Bir yandan gurur, bir yandan derin bir hüzün.

Onu bırakmak istemedim. Zaman dursun, hep böyle kalsın istedim. Ama içimde biliyordum; kızım büyüyecek, hayat ilerleyecek. Bugün, sarıldığımız bu anı sonsuza dek hafızama kazıdım. Belki zaman geçecek, ama o sarılış hep kalbimde kalacak.

26 Şubat 2024 Pazartesi

SANDALYE


SANDALYE

Akşamın geç bir saatinde eve dönen Leyla, anahtarlarını unutmanın verdiği endişeyle daha önce dışarı attığı sandalyeye oturmuştu. Ardında market poşetlerinden bir içki çıkarıp eşinin eve gelmesini beklemeye başladı.

Tanımadığı bir kadın yavaş adımlarla ona doğru yaklaştı. Leyla, kadının yaklaşmasıyla biraz tedirgin oldu, ancak kadın normalmiş gibi geçip gitti. Yüzüne bile bakmadı

Leyla, tanımadığı bu kadının komşusu olabileceğini düşündü, çünkü yeni taşınmış olmalıydılar. Kadının hiçbir şey sormadan içeri girmesine ve kapıyı kilitlemesine şaşırdı. Leyla, sandalyede otururken içkisini içmeye devam etti, biraz şaşkın ve merak içindeydi.

Kadın içeri girdi, kapıyı kitledi. Leyla çok üzüldü. Beklerdi sormasını iyi misiniz? disarda mi kaldınız bir şeye ihtiyacınız mı var ? diye sormasını. Biraz üzüldü üstelik yorgundu Leyla. Biraz da ağladı.Daha sonra içerden sesler duymaya başladı..kadının niye acelesi olduğunu anlamıştı...ama dile getirmek ayıp olurdu.

Leyla, yıllar boyunca kullanılmış ve kedisinin tırmaladığı delik deşik olan o sandalyenin kendisini çektiğini hissediyordu. Her seferinde onu atmaya çalışsa da, sanki sandalye onu çağırıyormuş gibi tekrar tekrar oturmak zorunda kalıyordu. Belki de sandalye, evin içinde yaşanan tüm anıları ve duyguları içinde saklıyordu.

29 Eylül 2022 Perşembe

Margarinden çıkan bisiklet


MARGARİNDEN ÇIKAN BiSİKLET


Bir zamanlar, Ela adında küçük bir kız çocuğu vardı. Ela, mahallesinde kız çocuklarının bisiklet sürmesine izin verilmemesinden ziyade, daha önce hiç bir kız çocuğunun bisiklete binenini görmemişti. Mahalleleri fakirlik içindeydi ve bisiklet sahibi olmak bir lüks gibiydi.


Ela, evinin önünde bulunan tencere ve tavalarla müzik yapmaktan vazgeçmiyordu. Neşeyle vurduğu her vuruşta gülümsüyor ve içindeki sevinci dışa vuruyordu. Ancak yine de içinde, mahallesindeki diğer çocuklar gibi bir bisiklete sahip olma arzusu vardı.


Bir gün, kapıları çalan yabancılar, dev bir bisikletle geldi. Ela'nın annesi, şaşkınlıkla bebeğin adını söyledi, "İşte burada, 'Tencere Tava Çalıyor'." Ancak Ela'nın dikkati, büyük bisiklete kaydı. Boyundan büyük olan bu bisiklet, Ela'nın hayal gücünü harekete geçirdi. Ancak içinde bir hüzün vardı, çünkü mahallesinde bisiklet sürmenin sadece zenginlerin ayrıcalığı olduğunu biliyordu.


Bisikletin nereden geldiğini öğrenmek için annesiyle konuşurken, Ela öğrendi ki, bisiklet annesinin gönderdiği margarin kuponlarından çıkmıştı. Bu bilgi, Ela'nın içinde bir umut uyandırdı. Belki de bu bisiklet, onun hayatında yeni bir başlangıç olabilirdi. Belki de bisiklet sürmeye olan sevgisi ve merakı, fakirliklerine rağmen mahallesindeki geleneklere meydan okuyacak kadar güçlü olabilirdi.

24 Eylül 2020 Perşembe

IŞIKLAR ALEMİ

 Dünyaya çok değişik ışıklar gelmişti, rengarenk pırıl pırıl, seyre dalmıştı alem......mucizemiydi, yoksa bütün sır perdeleri aralandı mı??

17 Eylül 2020 Perşembe

RAVİOLİ

Gittiğim otellerde yediğim zaman çok beğendiğim italyan makarnasını evde yapmayı denemek istedik, mantı makarna olarak da geçiyor adı🙈(bunlar hep sıkıntıdan) 🙂 

Gerekli olan malzemeler

🍁400 gram Makarna unu ( semolino unu ) 

    Migrosta fiyatı 12 lira gibi bi şey .Bildiğimiz irmiğin ince çekilmiş hali gibi düşünebilirsiniz.  

🍁200 gram beyaz un

🍁50 gram zeytinyağı

🍁5 yumurta 

  

İç harcı☘☘☘☘☘

🍁Pınar beyaz peynir

🍁Parmesan

🍁Tam yağlı lor peyniri 

🍁Maydonoz 

Bu karışımı kullandım ben, asıl olarak ricotta peyniri kullanmak gerekiyor ama o biraz pahalı🙈😬🤯ama bu da çok leziz bir iç harç oluyor 😋😋


Makarna sosu icin☘☘

☘Sıvı krema

☘Mantar 

☘Terayağ



Hamur yapma makinesinde hepsini karıştırıyoruz, tuz koymuyoruz kesinlikle, tuzu makarna haşlama suyuna katıyoruz.

oldukça sert bir hamur olması gerekiyor,




Hamur yapma makinesinde hepsini karıştırıyoruz, tuz koymuyoruz kesinlikle, tuzu makarna haşlama suyuna katıyoruz.



oldukça sert bir hamur olması gerekiyor,  hamuru streçleyip yarım saat dinlendiriyoruz. Oklava yardımıyla incecik açmaya çalışıyoruz, sert hamur olduğu için biraz açmak zor oluyor, ardından yuvarlak şekilde kesiyoruz hamurları 


Ardından trendyoldan almıştım ben ravioli şekli vermek için bir araç


Oldukça kolay oldu bu şekilde , çatalla da çok kolay bu şekli verebilirsiniz .illa olması da gerekmiyor😁🙈


İç harcımız yerleştirdikten sonra katılıyoruz hamuru




Hamurlarımızı bu şekilde oluşturduktan sonra unluyoruz yapışmaması için.. 

Tuzlu su da makarnalarımızı haşlıyoruz, açılmasın diye dua ediyoruz😁

Ayrı bir tavaya tereyagimizi koyuyoruz, bir diş sarımsağı bütün halinde atıyoruz içine mantarlarımızı ekleyip suyunu çekene kadar pişiriyoruz ve kremamızı ekliyoruz..😋😋😋karabiber , tuz, fesleğen, varsa muskat cevizi rendeleyip sosumuzu hazır hale getiriyoruz. 


Ardından raviolileri ekliyoruz..raviolimiz hazır, o kadar güzel oldu ki anlatamam parmaklarımızı yedik..yanında kırmızı şarap tabiki..bütün dertlerinizi ilk çatalla unutacağınıza eminim🙈 ve nirvana



Afiyet olsun🙂☘☘☘

11 Eylül 2020 Cuma

SÜREKLİLİK

Sürekli almadığın ilaç, sürekli yapmadığın diyet, sürekli vermediğin sevgi, sürekli içmediğin su, 
sürekli yapmadığın spor, sürekli almadığın 
vitamin, sürekli dilemediğin dilek, sürekli almadığın derin nefes, sürekli içmediğin yeşil çay, sürekli içmediğin detoks suyu, sürekli sürmediğin o kremler.........sürekli olmadığı sürece hiçbir işe yaramıyordu.... belki de yüzyılın başarısı bunda gizliydi, süreklilik kavramını anlamak..